11 Eylül 2009 Cuma

Biz Geldiiiik!!! :))

Herkese uzuuun bir aradan sonra yine Merhabaaa! :)) Zeynep Duru bugün... nasıl anlatsam.. 27 aylık, çok tatlı!, mükemmel!, çok şahane!!!
Kendi kendine de, arkadaşlarıyla da güzel oyunlar kurup oynayan, anne babasının kalabalık akşamlarına eşlik eden, yağmurlu günlerde sokaklarda birlikte deliler gibi koşup donumuza kadar ıslanan, sonra değiştirip bir daha koşan:)) Zeynep Duru'nun dünyası burası pembe, mor, yeşil, mavi, sarı, turuncu, kırmızı, bu renk sıralamasındaki harika uyum gibi :))):)...Zaman değerliyse..az blogtime, çok yaşamak diyelim :)
Almanya'dan Zeynep Duru hayranlarına da buradan ilgileri için özel olarak yazmak istedim. Uzun zamandır aklımdasınız :) Emel ile Kurtuluşa buradan sevgiler, selamlar.. MSN resminizde Duru'nun resmini gördüm bayıldım valla.
Herşeyden ötesi ben çoook ama ÇOK ŞANSLI BİR ANNEYİM!..Ah bir anlatabilsem onun ne şahane bir şey olduğunu.. yaptığım yalnızca denemek. Bu muhteşem velet bizi her gün ağzımızı kulaklarımıza vardırıp alabildiğine dopamin hormonlarımızı tavana vurmaya devam ediyor. Basit bir dille anlatmak gerekirse o "konuşuyor", öğretilen öğretilmeyen herşeyi, tam bir resim aşığı, her hafta bir kutu boya kalemi tüketir, defterler..annesine yardım eder; son 6 aydır bulaşık makinesini paylaşırız, alt katı ona aittir, yerlerine yerleştirir, kirli çamaşırlarını sepetine atar, beraber poğaça, kurabiye yapar, onun yaptığı hamurdan aydede, koltuk, kuzu, tırtılları pişirir yeriz, başından beri sayamadığım ama 7. ayında başlayan dişleri şimdi arka son ikiler hariç hepsi tamam, onun için sorulabilecek en basit yaşın kaç sorusuna sırıtarak 15 diyor :), en sevdiği sayı 15 :), ayıcığı Puf'u, bebeği Ayşe'yi, kuzusunu yatırıp bacağında sallar-ninniler söyler, mamalarını yedirir, altlarını değiştirir (anneside sık sık makinede yıkar), "Ali Baba" ve "Arkadaşım Eşek" "Yalancı" şarkısını net olarak söyler, dişlerini 6 aydır kendi fırçalıyor, ellerini kendi yıkar, çoraplarını, ayakkabısını pantolon vs. çokça uzun bir zamandır kendisi giyer, yemeğini 10 aylıktan beri (abartısız) kendi yer, ve yine suyunu da 10. aydan beri bardaktan içer, Tam bir puzzle delisi, ve bitmek bilmez kitap sevdası.. Hayvanlarla vakit geçirmeyi, çiçeklere su vermeyi çok seviyor, kıyafet alışverişlerinde beğendiğini bana gösterir paramız yeterliyse alırız :), ısrarla tuvaletine veya lazımlığa oturmayı reddedip kendi kendini bezleme yolunda ısrarlı (ne istediğini bilen bir çocukla lazımlık yarıştıramayacağımızı anlıyoruz...aralıklarla hatırlatmalar denemelerle gidiyoruz, ne de olsa bu benim başarım değil, onun kendine iyiliği olacak:)), güzel danslarına Latin müzikleri başta olmak üzere hemen birçok müzik eşlik ederken, akşam saatlerinde klasik müzikler rutinlerimiz....
Zeynep Duru'nun en sevdiği şey "Sürprizler", hatta canı sıkıldığı zaman "sürpriz yap bana!" der, ama şimdi onun bir sürprizi var.. :)) Zeynep Duru'ya teyzesinden tammm tamına iki kardeş geliyooor! Hep derdim, bu zamanda kardeş olacaksa; teyze, dayı çocuklarından olur diye.. Sen misin öyle diyen?:) Eee bende iki veletin birden teyzesi olmuş olacağım tabii:) Sevgileri var ya o sevgileri, insanı herşeyin üstesinden getiriyor. Ay çok eğleneceğiz heheh, tabi ben öyle düşünüyorum muhahah :))) Teyze şimdi anneanne de kalıyor, buradan teyze ve Saşa'ya öpücükler gönderiyoruz.Bahçeşehir'i seviyoruz.. Burası Gölet Park, Zeynep Duru babaannesi ile..Göller, kazlar, çocuklar, ağaçlar, güvenlikli bir yerde doğanın içinde olmak rahatlatıcı...
"BİZ"
Babası adına gönül rahatlığıyla söyleyebileceğim şey "CANIM KIZIM"





Dedesi ile yine yollara koyulduk, Silivrinin köyünden Zeynep Duru'ya Keçi sütü ve yumurta almaya :)
Ailece havuz keyfimiz...

Burası Armina Park :)) Çocuk parkından gece 00:00 da evinize dönersiniz, böyle yakalanırsınız işte kameralara :)), Reina çıkışında yakalanmış iki küçük star edasıyla giderlermiş de:)) Can bey! Duru'nun elini tutarken pek sahiplenmişsiniz??:), paparazilere sinirlenmiş, bizimki ise hiç oralı değil veriyor pozları vallaha .. huooop noluyorus yahuu.. Haberlerin geliyor bak Can arkadaş, uyanırken Duru diye uyandığın günü, babanın Yunanistan'da, Can'ın girl friend'i diye söz edişini ... bilmiyorum artık!:)) Annesi olarak tebessümle izliyorum sizi, fakat babası pek öyle değil, benden söylemesi :)))Nihayet bir araya geldiniz.. Can'ların baba memleketine gitmesi ile 15 gün ayrılıktan sonra, özlemlerini giderip, çılgınlar gibi oynayıp birlikte patlayana kadar yemek yediler, annesiyle biz ise içeriden onların bıcırtıları eşliğinde kahvelerimizi içtik, sohbetler dedikodular yaptık :) Havuza gitmediğimiz günlerde küvet doldurulup içine oyuncaklar doldurulur, bir de yanyan bir poz verilir, ardından fotoğraf makinası bırakılıp bu güzelliği yemek için atlanır..
"SENİ SEVİYORUM MELEĞİM!"

8 Haziran 2009 Pazartesi

"Zeynep Duru'nun 2. Yaşgünü" :D

Zeynep Duru'yla geçirdiğimiz bu birbirinden güzel iki sene için, bize yaşattıkları sonsuz mutluluklar için, ve bizi bu kadar özel anne ve baba yaptığı için sevgili kızımıza çooook ama çok teşekkür ediyoruz, iyiki varsın! bizim küçük meleğimizsin sen! Bir kez daha iyiki doğdun anneciğim!!!

Doğum gününde yanımızda olan, mutluluğumuzu paylaşan ve günümüzü en güzel şekilde bizimle kutlayan herkese bir kez daha teşekkürler!...

Çok ama çok eğlendik, çok güzel hediyeler aldık, herşey çok güzeldi... bir eksiğimiz vardı, bu sene baba işteydi :( Ama kalbi hep küçük fındığının yanındaydı, ne yapalım o da bize akşam katıldı :)

Bu sene miniklerin artık ayaklanmış, eğlenmeyi, oynamayı, paylaşmayı biliyor olmaları doğumgününe daha bir enerji kattı. Çocuk şarkılarıyla, gelen oyuncak hediyelerle oynayıp ortalığı küçük bir anaokuluna dönüştürdüler.. En güzeli Zeynep Duru'nun kendi doğumgünü olduğunun bilincinde olması ve pastasının onun için olduğu ve hediyelerin ona geldiğini bilmesiydi :)

Ve işte o günden güzel karelerimiz:)) ................

Saşaaaa! Zeynep Duru ve aşkı Savaş eniştesi, ona Saşa der..

Bu "bulut pasta" Zeynep Duru'nun Aydede sevdasından geliyor, yatmadan önce şöyle der: gökyüzünü gösterip aydede? nennen? (aydede çıktı, nennen zamanı)

En büyük "teeze" :))


"ananne"

Her yer bebek! :))
Solumuzda Esra, bebeği Efe ile, sağımızda komşum Hatice, oğlu Can ile, en sağda ise arkadaşımız Ayşe, kızı Derin ile..

Efe'yi verdiği bu poz için kutluyoruz!!! :))

Paylaşımınıza bayıldık vallahi :) Ben bile bir elimi uzatmak istedim :))) Kutlu ve eşi Ayşe'ye bu güzel araba için tekrar teşekkür ediyoruz.. Oyuncak kategorisinde babaanneyi de unutmayalım o da üç tekerlekli bisiklet almış ve diğer birbirinden güzel tüm hediyeler için..

Annesi Can'ın saçlarını kesince böyle bir çözüm bulduk :)

Teyze oğlu kardeş Güray ve yumuk yumuk, insanın yiyesini getiren muhteşem oğlu Efe.. Resimler ve kameralar için teşekkür ederiz babası :))

Şöyle henüz dokunulmadan, yemek sitelerinden bir esinti yaratayim dedim :))

Bu da Zeynep Duru'nun "teyze kurabiye"si :)) Eee Teyze'sinin bu ilk tecrübesine bir ayrıcalık tanımamız lazım tabi :))))

Zeynep Duru iyice yorulmuş, babaannesiyle evde dinlenirken, küçük bir parti de Melek'lerin bahçesinde yaptık :))

Ayay!:)) Bu da en flu sundan, gözlerimizden bir bakış ile akşam mezelerimizin pozu olsun :))))

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Bebekçe Entrikalar&Dostluklar ve Geziler ve Küçük Kazalar..:))

Çocuklar sevgi mırıltıları içinde sıkı sıkı sarılıp, narin öpücükleri ile etraflarını şenlendiriyorlar....Nasıl bir iyilik yaptıklarından habersiz, insana otuzundan sonra saflığı duru sevgiyi yeniden anımsatan hallerinden habersizler.. Yakına kadar "hepsi benim!" diyen Zeynep Duru, 2 yaşına doğru ne istediğini bilen, yavaş yavaş onu "o" yapan belirgin bir hal almaya başladı desem az olmaz hani..
Can'ın annesi ile kahve içmek üzere buluşacağımız yere erken geldik. Bu arada Zeynep Duru da resimdeki Ece adındaki arkadaşla tanışıp anlaşmış, adını bir çırpıda söylemiş, kurabiyelerini ve sandalyesini paylaşmışdı... :)
Ardından Can'lar da gelince üç yaşdaş oldular, ortalık bıcır bıcır oldu :)) Zeynep Duru ile Can bol bol masaya çiçeklerin diplerindeki beyaz taşları taşıdılar, yılmadan, elden ele :), börek, kurabiye yeyip meyve sularını içtiler..
..ve sonra Can Bir ara elini Zeynep Duru'nun eline koyunca, yüzündeki ifade "yorulduğumu görmüyormusun, dinleniyorum şurada" diyordu sanki :) Can ise sakinlikle karşılayıp ona büyük insan gibi anlayış gösterdi.
Sen misin hem sakin hem de oyun arkadaşı olan:)))Zeynep Duru'nun en sevdiği şey! Onun karşısında sakinsen, ya bacağına sarılır mırıl mırıl, ya yanağını öper salyalı mamalı, ya da döne döne zıpzıp danseder, çabucak neye mızıldandığını unutur gider :))
Enes'in annesinin kahve içmeye çağırdığı bir gün, karşı komşumuzun kızı Melissa'da bizimle geldi. O da 2 buçuk yaşında, çok cana yakın.. bu yaşlarda sıkça rastladığım şey yine görüldüğü üzere özellikle kız çocuklarında, sarılıp öpme merakı :) çok tatlı oluyorlar ama :))
Son güncellemeden sonra yine yazlığa gittik, 1 hafta kaldık Zeynep Duru'yla. Dedesi nasılda besliyor kuzumu:)) İştahı çok iyi oluyor buraya gelince, evdeykense inişli çıkışlı, hiç belli olmuyor, fazla iştahlı bir çocuk değil Duru, ama yine de gönlüm genelde rahat.. Balığa halâ hayır demeden devam (maşallah:), kırmızı et, tavuk, süt hepsini çok seviyor. Ama bu sıralar taze fasulye ve patates haricinde sebze yemiyor, meyvenin hemen her çeşidi hep sevildi çok şükür..Bir de zeytin delisi.. Peynir ise ağzına sürmez, böyle karışık gidiyoruz, bunlar dönem dönem değişen, sevilen sevilmeyen..yer değiştiren şeyler olduğu için çok üstüne düşmüyorum da beni biraz üzen, biraz zayıf olması. Boyu çizelgenin en üstünde giderken, kilo hep altlarda takip etti. Kimisi eve ekmeğin haftada bir iki girmesine veriyor :) Tabiki Zeynep Duru'da diğer çocuklar gibi köfte, patates kızartması, makarna çok seviyor ve yiyor, ama herşeyi olduğu gibi bunlarıda azar azar :(
Silivri'nin Yolçatı köyündeyiz, Zeynep Duru'ya köy yumurtası, sütü, sebzesiydi ne varsa aldık:)) Koyunları sevdik, tavukları kovaladık, dereye inip kurbağaları yakından gördük :) Arkadaki çiçeklerde Bio Diesel yakıt için yetiştirilen mis gibi koku yayan, yol kenarlarını dağı tepeyi sarıya boyayan ismini bilmediğimiz çiçekler :) Burada bir evde de dedesinin bakmaları için bıraktığı arı kovanı var. Zeynep Duru'nun ballarının yapıldığı, bir buçuk yaşından itibaren yediği güzel balların kaynağı bu muhteşem doğasıyla yaşlı bir teyzeyle amcanın evi..
Burada bir haftayı çok güzel geçirdik geçirmesine ya, eve döndükten iki gün sonra Zeynep Duru bizi fena korkuttu. Kahvaltısını yaptıktan sonra salona gelip süpürgeyi çalıştırdım. Koşarak salonun kapısından girmesiyle sehpaya ayakları yerden kesilip uçması, çabalasan olmayacak birşeydi. Sehpanın köşesine giren yerini gözü gibi gördüm ilk bakışta, katılıp yere yüzü koyun kalmasıyla hemen kucağıma aldım, alnının yan tarafının açıldığını gördüm, nefesinin geri gelmesi için oradan oraya dolandım, düzgün nefes alması için yalvardım, küçücük haliyle akan kanları göz yaşlarıma engel olmadı. Karşı komşum Dile'ğe seslenmemle gelmesi bir oldu sağolsun.. Hemen buz torbası ve baticon ile ilk yardımı yapıp hastaneye gittik. Emre'de işten çıkıp eve doğru gelirken onu da yol üstünden aldım. Hastaneye 6-7 dak.da gittik çok şükür. Benim birtanemin alnı o kısacık sürede iki kat şişmiş, morluk ve şişlik gözüne doğru inmişti. Arabada tek kelime yoktu, ne yapmacık birşeyler diyebiliyor, ne sızlanabiliyorduk, Emre görünce dişlerinin arasından, çocuğuma ne olmuş Perihan böyle? diyerek arabaya bindi. Sonrasında doktorun pansuman vs. ler ardından, vereceği zararlar gözönüne alındığında dikiş atılmamasına, röntgen çekilmemesine karar verildi, akşama kadar uyutmayacağım, bulantı durumlarını vs. anormallikleri takip edeceğim, verilen ilaçları süreceğim, yara kuruyunca güneşe çıkarken çok faktörlü güneş kremi süreceğim....... Dilek ile Enes o gün akşama kadar Zeynep Duru'nun neşesini yerine getirmek, unutturmak için yanımızda oldular, bir kez daha teşekkür ediyorum..
Bugün üstünden bir hafta geçti, gözüne inen morluk ve hafif şişlik haricinde yarası kapandı, iz bile artık belli belirsiz.. Bir daha olmasın Allahım! O bizim kıymetlimiz! Herşeyimiz..

24 Nisan 2009 Cuma

Neşeli Günler & 23 Nisan & Telafi :))

Bahçeden kopardı,
çimenlerin üzerinde bana gelişi..paytak paytak
sanki biliyordu ilk olduğunu,
muhteşem bakışlar, kısık gözlerinin arasından sevgiyle ok gibi deldi kalbimi
anneh???! dedi,
ve bana uzattı!..ufacık elleriyle
Bu çiçek! Kızımın bana ilk çiçeği! Şubat 2009'da aldım, 20 aylıktın..
Bazen yerden bulduğu yaprağı, taşı bana uzattığında, ona "ölene kadar saklayacağım bunu, yaşasınn!" dediğim şeylerin arasında birinci sırayı aldı, bir damla yaşla beslediğim hediyen anneciğim..
Bu çiçek üstüne sayfalar yazabilirim! teşekkür ederim bir tanem! Açılışı bu çiçek ile yapmak istedim :)))
İki aydan fazla oldu sitemize verdiğim ara :) Herkese bunu telafi edeceğimi söylesemde, aslında kızımın böyle düşünmediğine eminim.. Onunla geçirdiğim zamanı kaliteli ve dolu dolu yaşamak için bazı şeyleri biraz erteledik sadece. Sanal hayat bizi beklerken, biz gerçek olanın tadına vardık yine :))
Artık her güncellemede önyazılara gerek duymayacağım günü bende bekliyorum :) Tabi bu pek mümkün görünmüyor şimdilik, bir desteğiniz yoksa, herşeye yetişmek için fazla çaba harcamak, beraberinde yıpranmak ve yorulmakla sonuçlanıyor. Diğer yandan da onu, anaokulu zamanına kadar, o küçücük zaman dilimini kimselere teslim etmeden büyütmek, muhteşem ilklerine ve yanıltmayan yoğruluşuna şahit olmak sözcüklerle anlatılamaz..
Zeynep Duru! Ahh! nasıl yakarmış bu aşk insanı bilmezmişim önceden! Yaygaraya vurarak gösterirmişsin meğer, ağlayamaz, onun alanına her istediğinde girip haykıramazmışsın acını.. O nedensiz çığlıklarla kahkalar attığında sende eşlik edip birlikte deli gibi dans ederken saçlarının arasına Seni Çooook Seviyoruummmmmmmmmm derken, arada kaynarmış sözlerin..


Zeynep Duru geçen sene 23 Nisanda 10 aylıktı, bu sene ise kutlamalara katıldı. Yukarıda gösteriler başlamadan önce alanın boşluğundan istifade eden minikleri görüyorsunuz, bu bayağı şarkıya katlamamın tek nedeni ise kızımın en sevdiği reklam müziği molfix den alıntı olmasıydı :) Evimize 5 dk. mesafede, Prestige Mall'da düzenlenen şenliği duyduk ve karıştık bizde şenliğe.. Dans etti, dondurma, pizza, şekerlemeler, sorgulamadan tattık hepsini :)) Piyano dinledik, bale, folklor gösterilerini seğrettik çok eğlendik çokk :)) Balonların biri kayboluyor biri geliyordu, en güzel anlardan biride akşam Zeynep Duru'nun çocuk bayramını kutlamaya, dedesi, anneannesi, Savaş ve teyzesinin gelmesiydi. Hediyeleri o kadar çoktu ki, çok teşekkür ederiz :)) Bir gün önceden de babaannesi ve dedesi de geldi Zeynep Duru'nun, babaanne ciciler için sana da teşekkürler :)Bu arada önemli yeniliklerden bir diğeri ise Melek'lerin bizim siteye taşınması oldu, ne iyi ettiniz, çok sevindik çokk! :)) Kısa süren teyze özlemi de son buldu böylece..Parktayız.., simit ve ayranın ardından poz verilmiş anneye:)) Vjjjjt! Bu arkadaş parkta tanışılıp birlikte oynanan diğer arkadaşlardan biri, bu arada Zeynep Duru' nun pembe montu benim çocukluğumun birlikte geçtiği arkadaşım, akrabam Mine'nin hediyesi, teşekkür ederiz Mine teyzesi, tam mevsimlik oldu :) Bu bisiklet yukarıda tanıştığımız kız arkadaşın bisikleti, ancak ayaklar yetişmiyor :)) hediye geleceğini söyleyebilirim, ama kimden, ne zaman olduğunu söyleyemem, uzaklardan haberini aldım, bu bir sır! :)) biraz bekleyelim, hem belki ayakların da uzanır beklerken :=) Karşı komşum Dilek hanımın termosa çay demlediği, kurabiyeler eşliğinde çocukları parka getirdiğimiz bir gün, bu küçük adam da Enes :) Tam bir araba ve hayvan delisi bu arkadaşın Duru'yla tek ortak noktaları da bu ikisi desem yalan olmaz :=), Enes'in kedilere yaptığı eziyetleri ve babasının Amerikan arabasını yalancıktan kullanmalarını saymazsak tabi :=) Babası kaputun içini açıp "ver gazı" diye sesleniyor, bu küçük şoför ise uzanmayan ayaklarıyla ayakta basıyor ve gazı da çok yerinde veriyor, geleceğin Amerikan dragcısı henüz 3,5 yaşında :).. Hayvanları anladıkta Zeynep Duru'nun ne alakası var şimdi arabayla diyeceksiniz. Hamileliğime kadar adrenaline, maceraya olan yaklaşımım ne kadar alabildiğine özgür, gözükara idiyse şimdi ise, Zeynep Duru'yla frenlenmiş, makul ölçülere düşürülmüş durumda. Ancak Duru arabanın kapısını açınca direksiyona geçiyor ııın diye çevirip duruyor, bunu yaparken müziğini de açıp sallana sallana kafasıyla ritim tutuyor :)) Bu da Duru'nun bebek arabası sevdası, kendi arabasına da binmez böyle işte, hep süreyim ister kuzum.. Komşularımızdan Hatice hanımın oğlu Can, iki blok altımızda oturuyorlar, evimizin altındaki parktayız, onlar oynarken sohbetimize bu fotoğraf ile ara verdik. Sığmıyorlar hiçbir yere :) Dedesi ile anneannesi de burada oturuyor, iş böyle olunca anne de rahat etmiş, 3. üniversiteyi okumaya karar vermiş, Bahçeşehir üniversitesine gidiyor şimdi, çok hoş sohbet, canayakın bir komşumuz. Babası ise pilot, duruşa bakarmısınız, babasının yolunda ilerliyoruz sanki :) Kuzumun Babasının yolunu gözlediği bir akşam, "baba geeel" der beklerken hep.. Yorgun bir günün ardından gelen güzel uykunu sessizce kareledim Meleğim:) Duru teyzesinin bahçesinde Marilyn Monroe eteğiyle poz veriyor :)) Bu ne anneciğim? uuğbaa (kurbağa)Bu fotoğraf gözüme yıllar önce bakılan resimleri andırdı, nasılda birbirlerine dokunmak istemişler, sevgilerini hissetiriyorlar insana, kardeş çocukları olduklarını bilir gibi.. Deniz Efe, 10 Mayıs 2008 Cumartesi günü doğdu, Güray'ın bebekliğine çok benzeyen muhteşem bir bebekti. Karısıyla doğuma giren Gürayın çıkışının ardından, bebeği yukarıda bırakıp, Esra'yı ameliyathanenin kapısında beklemeye koyulduk. Bu sırada Güray'a, bebeğini gördüğünde neler hissettiğini, nasıl bir duyguydu? dediğimi hatırlıyorum.... neyse ki herkes iyiydi, böyle günleri dostlarla paylaşmakta öyle :)) ardından 1 sene geçti.. Önümüzdeki günlerde Efe 1 yaşına basacak.