11 Mayıs 2009 Pazartesi

Bebekçe Entrikalar&Dostluklar ve Geziler ve Küçük Kazalar..:))

Çocuklar sevgi mırıltıları içinde sıkı sıkı sarılıp, narin öpücükleri ile etraflarını şenlendiriyorlar....Nasıl bir iyilik yaptıklarından habersiz, insana otuzundan sonra saflığı duru sevgiyi yeniden anımsatan hallerinden habersizler.. Yakına kadar "hepsi benim!" diyen Zeynep Duru, 2 yaşına doğru ne istediğini bilen, yavaş yavaş onu "o" yapan belirgin bir hal almaya başladı desem az olmaz hani..
Can'ın annesi ile kahve içmek üzere buluşacağımız yere erken geldik. Bu arada Zeynep Duru da resimdeki Ece adındaki arkadaşla tanışıp anlaşmış, adını bir çırpıda söylemiş, kurabiyelerini ve sandalyesini paylaşmışdı... :)
Ardından Can'lar da gelince üç yaşdaş oldular, ortalık bıcır bıcır oldu :)) Zeynep Duru ile Can bol bol masaya çiçeklerin diplerindeki beyaz taşları taşıdılar, yılmadan, elden ele :), börek, kurabiye yeyip meyve sularını içtiler..
..ve sonra Can Bir ara elini Zeynep Duru'nun eline koyunca, yüzündeki ifade "yorulduğumu görmüyormusun, dinleniyorum şurada" diyordu sanki :) Can ise sakinlikle karşılayıp ona büyük insan gibi anlayış gösterdi.
Sen misin hem sakin hem de oyun arkadaşı olan:)))Zeynep Duru'nun en sevdiği şey! Onun karşısında sakinsen, ya bacağına sarılır mırıl mırıl, ya yanağını öper salyalı mamalı, ya da döne döne zıpzıp danseder, çabucak neye mızıldandığını unutur gider :))
Enes'in annesinin kahve içmeye çağırdığı bir gün, karşı komşumuzun kızı Melissa'da bizimle geldi. O da 2 buçuk yaşında, çok cana yakın.. bu yaşlarda sıkça rastladığım şey yine görüldüğü üzere özellikle kız çocuklarında, sarılıp öpme merakı :) çok tatlı oluyorlar ama :))
Son güncellemeden sonra yine yazlığa gittik, 1 hafta kaldık Zeynep Duru'yla. Dedesi nasılda besliyor kuzumu:)) İştahı çok iyi oluyor buraya gelince, evdeykense inişli çıkışlı, hiç belli olmuyor, fazla iştahlı bir çocuk değil Duru, ama yine de gönlüm genelde rahat.. Balığa halâ hayır demeden devam (maşallah:), kırmızı et, tavuk, süt hepsini çok seviyor. Ama bu sıralar taze fasulye ve patates haricinde sebze yemiyor, meyvenin hemen her çeşidi hep sevildi çok şükür..Bir de zeytin delisi.. Peynir ise ağzına sürmez, böyle karışık gidiyoruz, bunlar dönem dönem değişen, sevilen sevilmeyen..yer değiştiren şeyler olduğu için çok üstüne düşmüyorum da beni biraz üzen, biraz zayıf olması. Boyu çizelgenin en üstünde giderken, kilo hep altlarda takip etti. Kimisi eve ekmeğin haftada bir iki girmesine veriyor :) Tabiki Zeynep Duru'da diğer çocuklar gibi köfte, patates kızartması, makarna çok seviyor ve yiyor, ama herşeyi olduğu gibi bunlarıda azar azar :(
Silivri'nin Yolçatı köyündeyiz, Zeynep Duru'ya köy yumurtası, sütü, sebzesiydi ne varsa aldık:)) Koyunları sevdik, tavukları kovaladık, dereye inip kurbağaları yakından gördük :) Arkadaki çiçeklerde Bio Diesel yakıt için yetiştirilen mis gibi koku yayan, yol kenarlarını dağı tepeyi sarıya boyayan ismini bilmediğimiz çiçekler :) Burada bir evde de dedesinin bakmaları için bıraktığı arı kovanı var. Zeynep Duru'nun ballarının yapıldığı, bir buçuk yaşından itibaren yediği güzel balların kaynağı bu muhteşem doğasıyla yaşlı bir teyzeyle amcanın evi..
Burada bir haftayı çok güzel geçirdik geçirmesine ya, eve döndükten iki gün sonra Zeynep Duru bizi fena korkuttu. Kahvaltısını yaptıktan sonra salona gelip süpürgeyi çalıştırdım. Koşarak salonun kapısından girmesiyle sehpaya ayakları yerden kesilip uçması, çabalasan olmayacak birşeydi. Sehpanın köşesine giren yerini gözü gibi gördüm ilk bakışta, katılıp yere yüzü koyun kalmasıyla hemen kucağıma aldım, alnının yan tarafının açıldığını gördüm, nefesinin geri gelmesi için oradan oraya dolandım, düzgün nefes alması için yalvardım, küçücük haliyle akan kanları göz yaşlarıma engel olmadı. Karşı komşum Dile'ğe seslenmemle gelmesi bir oldu sağolsun.. Hemen buz torbası ve baticon ile ilk yardımı yapıp hastaneye gittik. Emre'de işten çıkıp eve doğru gelirken onu da yol üstünden aldım. Hastaneye 6-7 dak.da gittik çok şükür. Benim birtanemin alnı o kısacık sürede iki kat şişmiş, morluk ve şişlik gözüne doğru inmişti. Arabada tek kelime yoktu, ne yapmacık birşeyler diyebiliyor, ne sızlanabiliyorduk, Emre görünce dişlerinin arasından, çocuğuma ne olmuş Perihan böyle? diyerek arabaya bindi. Sonrasında doktorun pansuman vs. ler ardından, vereceği zararlar gözönüne alındığında dikiş atılmamasına, röntgen çekilmemesine karar verildi, akşama kadar uyutmayacağım, bulantı durumlarını vs. anormallikleri takip edeceğim, verilen ilaçları süreceğim, yara kuruyunca güneşe çıkarken çok faktörlü güneş kremi süreceğim....... Dilek ile Enes o gün akşama kadar Zeynep Duru'nun neşesini yerine getirmek, unutturmak için yanımızda oldular, bir kez daha teşekkür ediyorum..
Bugün üstünden bir hafta geçti, gözüne inen morluk ve hafif şişlik haricinde yarası kapandı, iz bile artık belli belirsiz.. Bir daha olmasın Allahım! O bizim kıymetlimiz! Herşeyimiz..