17 Aralık 2008 Çarşamba

Buudaaa! :))

Bayramın ilk günü anneanne ile dedeyi ziyaret..

Bayramın üçüncü günü doğa ile başbaşa bir gün.. ve Zeynep Duru'nun çimenlerin üstüne yatmak istediği bir an :)
Zeynep Duru ile ardımızda bıraktığımız güzel günleri anlatmanın zamanı geldi de geçti bile.. Yoğunluk ve evde geçirdiğimiz az zamanlar, bloga ayıracak fazla zamanımız kalmaması bizi bugünlere bıraktı. Bayram tatili, hafta sonları, haftaiçi gezmeleri, resimleyebildiğimiz birkaç kare, resimleyemediklerimiz ve tabiiki Zeynep Duru'dan yenilikler derken işte buradayız.. Herşeyden önemlisi Duru'nun konuşmaları bizi artık zevkten dört köşe etmiş durumda..neler konuşmuyor ki!..

mama vaa mı?, su vee (su ver), anne, baba, su, saç, aydede, kaaga(karga), gaak, buudaa(burda(en sevdiğim sözü)), meme, dede, sicak, alo, at, ayı, top, mama, daat(saat), bebe (bebek), uyyo(uyuyor), ıın(araba),mândag (mandalina), kapa(kapak), aç, teeze (teyze),baa baa(baybay), çiceg (çiçek), bon(balon), gedih(kedi), bi(bir),kiğa(kitap), ağğ(ağız),bayık(balık), iihaha(at), fhuu(fil(sesi), hav(köpek), kaydak(kaydırak)

ve anlayıp da alıp getirdiği veya yerini gösterdiği; kulak, burun, televizyon, el, tarak, ayakkabı, çorap, kalem, bilgisayar, toka, oda, koltuk, yatak, yemek, kaşık, çatal, bardak, tabak
ve kavramlar..: ağzını sil dediğimizde bir peçeteye ııh ııh diyerek ağzını silmesi, nerede koltuğun dendiğinde koltuğuna oturması, boya kalemlerini sorduğumda masasına oturup kağıtlara birşeyler karalaması, kitabını getirip bizi yere oturtup kucağımıza oturup kitap okumamızı istemesi, biryere gideceksek ayakkabılarını getirmesi, su isteyince yarım bardak suyu çok rahat bir şekilde getirmesi,
aslında bunlardan da öte bizi en çok mest eden bir başka özelliği Zeynep Duru'nun diğer çocuklarla çok çabuk iletişim kurması. Mesela tanımadığımız bir çocuksa karşımızdaki, o annesinin arkasına saklanırken Zeynep Duru dokunmaya çalışır ve onu gülücükleriyle bıcır bıcır birşeyler anlatarak kendine çeker. Emirgan Kemer Kid's Garden'a yaptığımız bir ziyarette ise 2 yaş grubunda, çocukların içine hemen karışıp oyunlarının ortasına kurulup oyuna katılması ve beni unutması çok hoştu. Bir Maşallah demeden geçemeyeceğim, çok şey anlattım galiba :)


Kötü Fotoğraf, İyi resim, biraradaki tek resmimiz naapalım :) (garsonun azizliği :))

Bayram arifesi haftasonu okul arkadaşım Mehmet Ali ile karısı Bade geldiler. Cumartesi güzel bir akşam yemeği ve ev sohbetinin ardından yatarken sabah dörde geldiğini anlamamışız ki suratlarımızdan da bellidir akşamdan kalma halimiz.. Pazar günü ilk işimiz sahile inip temiz hava, üzerimizde tente, yağmurun tıkırtısıyla kaldığımız yerden devam ettik..

Bu fotoğrafa ne denir! bu ikili çok tatlı!
MSÜ GSF En.Tas.lı Gelinimiz de hem güzel hem de bizden biri olunca pek sevindik canım:)Mali'yle olan 10 yıllık arkadaşlığımıza daha bir enerji kattı bu evlilik sanki :)) Zeynep Duru'nun onlarlayken keyfine diyecek yoktu doğrusu..Bu güzel haftasonu için onlara teşekkür ediyoruz..

11 Kasım 2008 Salı

Kaydak,Kağga,Hav...Parktayıız!

...Ve yine parktayız, havayı güzel bulduğumuzda ev gezmeleri ve alışveriş merkezlerine açık havayı tercih ediyoruz. Zeynep Duru'nun dışarı gezmeleri aslında hayvanlar alemini keşif demek diyebilirim. Gözü onlardan başka birşey görmüyor, kedi, köpek, sincap, kelebek, karga, ne varsa. Köpekten başka bir de bi kargaya taktı kafayı bugün. Kağgaaaa diye peşlerinden koşuşunu kameraya alacaktım, lakin ona yetişemedim. Bugün güzel bir gündü, Zeynep Duru'yla geçen diğer günler gibi :D

15 Ekim 2008 Çarşamba

Veteriner Ziyareti :=)

..Emre'nin yirmi senelik arkadaşı veteriner Bahadır'ın kliniğindeyiz. Zeynep Duru'nun, hayvandan, topraktan, yeşilden uzak büyümemesi için diğer ziyaret duraklarımıza burayı da ekledik :).. Şansımıza bugün köpek olmamasına ve geçen hafta kendi köpekleri Fındığın ölümüne çok üzüldük.
Bu gri renkli arkadaşın adı Gümüş.. Zeynep Duru bu hareketli tırmıkçı kediden pek hoşlanmadı.. Etrafında fazla kedinin dolanmasından ve çılgın Gümüş'ün pati darbelerinden kendini sağlama alma çabasında .. :=)

Bu miskin yaymış kedinin adı Yusuf, sakinlikle onu kabul edip ilk günün temkiniyle şimdilik kucağımıza uzanmasına izin veriyoruz.. Yalnız bu hayvan gördüğüm en acayip !kedi!, gamsılık diz boyu! onu uzatabilir, bastırabilir, çekebilir, bükebilir vs.bilirsiniz, tık yok!, baygın bir bakış hepsi bu :)) Neyse fazla sırnaştı bende fazla kasmayim bari..:) Yusufun duruşa bakarmısınız, oturmaktan aciz, Mahir abi tutmasa pelte gibi yığılacak puhaha :=)
Bu Portakal! Gözleriyle tüyleri aynı renkte. Bu da miskin bişi. Portakal'ın kuyruğuyla kafası Zeynep Duru'nun boyuyla aynı hizadalar.. Buradaki kediler o kadar büyük ki, beline gelen hayvanlara alışmak sokaktaki kediler gibi olmuyor.
Portakal'la aralarındaki kilo farkı çok komik, tamm tamına 2 kilo daha ağır Zeynep Duru! Bebeklere doğduklarında kedi yavrusu gibi küçücüktü derler, Zeynep Duru ise kedi yavrusu olmasa da büyük bir kedi kadar diyebiliriz:) Ama biz kızımla rahatız, onlar bir beklenti değil, onlar bir birey ve Zeynep Duru gibi sağlıklı bir çocuksa gerisi boşşş :))
Bu dev arkadaşları ziyaretimizin ilk günüydü, bakalım diğer gelişlerimizde kimler eklenecek bu kedigillere.. Bahadır, Levent ve Mahir'e bu akşam için teşekkür ediyoruz :) ..

Babanın iş yerine ziyaret yapalım, sonra..

..onu alıp bu akşam söz verdiği gibi Pet House' a gidelim..

Misafirler ve Zeynep Duru..

Bu güzeller çok komik. Biri yiyo, diğeri sitemle! onun döktüklerini temizliyor. Zeynep Duru kendisininkini yeyip bir de Melisin tabağına başlayınca yok artık deyip bayıla bayıla izledik miniklerin dayanışmalarını. Dökme diyyorumm sanaa!!, anneee Zeynep hep döküyo yaaa!(kendisi 3 yaşında güzel çantalı -pamuk prenses- olur, geçen ay ise-fiona- idi) bir yandan da elinde ıslak mendiller sehpayı silmeler, kırıntıları toplamalar, titiziz yani! :)) Böyle küçük bir fındığın arkasından elinde bez, yerlere masaya dökülenleri toplamamak güzel bir şey olsa gerek. Bizim Heidi (bu arada Duru'yu gören herkes ona Heidi diyor) ben daha önlüğünü yetiştirmeden bulduğu yemeğe çatal, kaşık o da yoksa eliyle dalıp yiyor. Ama etrafına, üstüne başına bakınca seni çırpıcı miksere benzetiyorum kızım :))

4 Ekim 2008 Cumartesi

Şeker Bayramı.. Bebekli Arkadaş Ziyareti.. :)

Bayramın ikinci günü okuldan arkadaşlarımız Gökhan ve Gülteni ziyaret ettik. Derin henüz 10 aylık olmasına rağmen Zeynep Duru'nun kıpır kıpır yerinde durmaz haline uyum sağlamayı başardı doğrusu. Her zamanki gibi, çocukların peşinde koşturmaktan zaman nasıl geçti anlayamadık. Babalar ilgilendi biz eğlencelerine eşlik ettik :) Bu arada Gökhan benden daha hızlı alt değiştirdi :)), bravo vallahi...

Parka gittik..


Bugün yine parka geldik, yukarıdaki düşüşüm.. (uçuşum) bu sürekli oluyor, aldırmayın :) ilk geldiğimizde kimse yoktu, sonra bir sürü arkadaş geldi onlarla birbirimizi kovalayıp merdivenleri tırmandık kaydıraktan kaydık, salıncağa bindik.. ama fotoğraf makinesinin biten pilleri bunları anlatmamıza izin vermedi.. bir dahaki sefere artık:)

Safiye!

Son zamanlarda bu bebeğin çektiği var Zeynep Duru'nun elinden, kafayı fena halde takmış durumda, oradan oraya sürüklenip duruyor teyzesinin hediyesi zavallı safiye :P

Bilgisayar?diğerleri gibi..merak mevzusu :)


Uykulu Tamirci :))

Kendi masamın montajını kendim yapabilirim! :=)

Kendisi 10 aylık..esprisi.. ağırlığınca!! buyurun :))

Uyuyan Güzel!

17 Eylül 2008 Çarşamba

Heryerdeyiz!


Haftada iki üç gün park.. olmazsa olmazımız..
Balık Delisi.. severimde! yerimde! nihuhaha :))

Akşam hepsini lüpletmeden önce bir poz vereyim arkadaşla..onunda canı var :)))

Biz üç kişiyiz, böyle olmayı seviyoruz. İki azdır :)

Teyzeee diyeceğim günleri iple çeken teyzeme..: edee, eydee, eeedeh!
Onunla Adalara gidecek bisiklete binecek, Ezginin Günlüğünü dinleyecekmişiz. Onun bana İstanbulu koklatacağı denizleri, müzikleri, yerleri ,adaları, vapurları, martıları,.. düşündükçe sabırsızlanıyorum.
Savaş eniştem! yine balık tutuyor, yine teyzemi çalıştırıyor, o tutuyor teyzem topluyor :)
ZEYNEP DURU YÜRÜYOOOR!!!
Zeynep Duru yürüyor!!!!! Bu an için bizi bayağı bekletse de heyecanımızı iyice zorlayan bu sevimli canavarın yürüme çalışmaları onun kadar bizi de heyecanlandırdı. 12 Eylül Cuma günü yani tam 15 aylıkken yürüdü benim fındığım :) Onun çocuklarla olan çılgınlar gibi oynama koşma özlemleri sona erdi erecek. Sadece biraz daha çalışması gerekiyor, şimdi dengede durup 6-7 adım atıyor, gitmek istediği yakın mesafelere rahatlıkla gidiyor.
Zeynep Duru insanı şaşırtacak derecede sosyal, cana yakın, konuşmayı inanılmaz seven ve susmak bilmeyen bir bıcırıklıkla (henüz 6-7 kelimesini anlasakta:P ), pozitif enerji yayan bir çocuk. Bu olumlu yanıyla onunla gittiğimiz heryer bir anda şenlik alanına dönüyor. Tabii bu her zaman ilgiden kaynaklanmıyor, bitmez merakları sayesinde sürekli arkamızda bıraktığımız şangırtı gürültü kırık döküklerle yol alıyoruz puhaha, böyle zamanlarda çok eğleniyor doğrusu, gelen sesler ona ait, onun eseri ne de olsa :))
Bugünlerde giyinmeyi keşfetti, ancak çoraplarına taktı kafayı, herşey kafasından geçiyor ama neden çorapları geçiremiyor bir türlü anlamış değil doğrusu. Onları kafasına geçirmek için sarfettiği eforu anlatmam mümkün değil :=)
Bir de annesinin çantasını karıştırmayı bu kadar çok seven çocuk var mı bilmiyorum, oyuncaklarından daha çok seviyor çantamı. Rujlarıma takmış durumda.. kapağını açıp dudaklarını uzatıyor bir de üztüne ıııh ıııh diyor sürerken bitik bir görüntü.:))) (Allahtan çevirmeyi unutuyor)
Dişler?...üst ve altlar tam 8 adet,,şimdilik..iki de patlamış çıktı çıkacakları da unutmayalım:=)
Daha önce söylemiştim hayvan sevgisini, bir de bebeklere karşı inanılmaz bir ilgisi var, kardeş mi istiyor ne? :S sokakta gördüğü bebeklere adeta atlıyor cici yapıyor birşeyler anlatmaya çalışıyor..kuzum benim..

22 Ağustos 2008 Cuma

Kuzumun Sürprizi...

Onunla herşey ayrı güzel yaşanıyor, geceyi sabaha bağlayan:)) sabahı geceye.. Sürü halinde kuşların, yeni doğan güneşin önünden geçişini, önümüzdeki evin çatısına tek tek iniş yapan martıların çıkardıkları sesleri, sabahın mis kokan serinini onun sayesinde bir çok kez çektim içime.. Bunların hepsi büyürken olan rutin bebek acılarıydı sadece... fakat işte o gün canım yandı. Daha önceden düştüğünde benim küçük miniğim böyle olmamıştı. İstanbul'a döndük önce doktoru baktı, sonra ortopedi doktoruna gösterdik, hiç istemediğim röntgene girmek zorunda kaldı. Sürekli ağlamaları ve kolunu kullanamaması beklediğim gibi sonuçlandı. Son bir hafta anneannesindeyiz. Sıcağın da etkisiyle içi tamamen isilik olan kolunun kaşıntısı dayanılmaz bir hale gelince kolundaki zamazingoyu ben kestim doktor taktı, ben kestim doktor kızdı, ..İki hafta... Zor geçti.
Bugün kolundaki çıkar çıkmaz, uyumadığı iki haftanın acısını çıkarırcasına hastanede, mama sandalyesinde, sokakta, araba yıkamacısında, arabada, caddede, anneannesinde heryerde uyudu..
Benim kızım! Büyüyüyorsun ve ben biraz endişeleniyorum.. Nedeni ise; seni çok seviyorum!! hepsi bu..

15 Ağustos 2008 Cuma

Zeynep Duru Tatilde :))

Bu yaz, artık şöyle bir Ege'ye iner, sahillerden bir yer seçer iyi bir tatil yaparız umuduyla geçirdik bir senemizi.. Oysa bizi bekleyen azı dişlerinin, olmadığı kadar zor geçecek gecelerin hesabını yapmamıştık.. Son iki-üç haftadır görülmemiş şekilde sonu gelmez sabahlamalarımızla soluğu yine yazlıkta aldık. Özetle uzak tatil hayal, bizi yine Kınalı paklar dedik.. bir hafta burada kalmaya karar verdik :))

Uyanmış benim kuzuuuum!! kap mamayı (evde ne yemek varsa :)), koy arabaya, lap lap sahile inmeye çalışıyor, çikilopun uykulu gözlerinden bir kare alıyoruz :P

Bu poz vermeye çalışan bir kuzu! :=)

Denizin tadı ..

Halooooo!?

Denizden sonra yıkanmış, günün yorgunluğu ardından babasıyla sohbete dalmış iki arkadaş..

Velhasıl, sabah altı yedileri bulan sabahlamalarımız burada da devam etti..

Dede ile anneanne bizi başbaşa bırakmak istemiş İstanbul'a geçmişlerdi.. Aramamla üçüncü gün destek kuvvetleri yetişti ve sanırım başbaşa dedikleri şey çiftler için geçerliymiş :)

Onların geleceği gün yeni bir sürpriz bizi bekliyordu... ??

hAyıııııııııR!

Bunun için fotoğraflarımı temin edince bir dahaki yazımda burada olacağız.............. :D

8 Temmuz 2008 Salı

Zeynep Duru yazlıkta..

Burası Zeynep Duru için eğlence, deniz, güneş, kuşlar, kelebekler vs vs. Neredeyse uykudan uykuya içeriye girmesi onun çok iyi oluyor. Ve anneannesinin yazlığından Zeynep Duru enstanteneleri...

23 Haziran 2008 Pazartesi

"Doğum Günü"

Bekleyişler, umutlar, o anlatılmaz mutlulukların ardından dünyamıza gelişinle başlayan, tarifi imkansız duyguları yaşatan bir tanecik kızıma, bu bir yıl içinde hayatımıza yüklediğin bunca anlamlar için teşekkür ediyorum. Ve onunla birlikte sağlık mutlulukla nice yıllar yaşayacağımız uzun yıllar temennilerini diliyorum. Seni çoookkk seviyorumm, benim güzel bebeğim!
Bu doğum günü bizim için oldukça heyecan verici eğlenceli bir parti oldu. Kızımızın bu ilk yaş partisinde bizimle oldukları için herkese teşekkür ediyoruz. Eğlence bir yana ilklerin benim için değeri zaten büyükken bu bir de kızım için olunca tarifi imkansız bir duygu seli oldu. Biri dokunsa ağlayacakken.. verdim kendimi muhabbete..kızımla dansa :)) Belki de tepemize yağan yağmur oldu kendime getirten..ne biliim..kızımı çok seviyorum! Belki her anne kadar..belki herkesten çok..
O gün, yağan yağmurla adını "bereketli olur", "aman canım gönüller bir olsun, muhabbet olsun" lara vurduğumuz yağmuru yok sayıp doyasıya eğlendik. Gelin görün ki, doğum gününün üzerinden iki hafta geçti ben siteyi ancak güncelliyorum.. Nedeni ise yazlıktan iki gün önce gelmiş olmam :=) İki hafta sonra döndüm ve oturdum işte bilgisayarın başına.
Gelmeden kafamda çok şey vardı yazmak istediğim, hepsini toparlayabilir miyim bilmiyorum. Unutmadan birini yazayim;
Pastamızı merak eden yakından görmek isteyen varsa aşağıda vereceğim linke tıklayıp bakabilirsiniz..Adı "Sahil Pastası" Zeynep Duru'nun doğum günü için gece başlayıp sabaha kadar yetiştiren butik pastacı Nilay hanımla Feyza hanıma bir kez daha teşekkür ediyorum, ellerine sağlık ikisininde. Yorumlarda birisinin yazdığı şeyi tam olarak gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim."Sahilde böyle bir pastayı patlayana kadar yemek vardı" diyen arkadaş üzülmesin :)) aynen öyle oldu. İçindeki doğal çilek ve benmari eritme çikolata ancak bu kadar hafif ve lezzetli olabilirdi. Sitelerinde tam 40 yorum alan pastamızın adresi şu:
Gelelim kızımın prenses elbisesiyle kaybolan tek ayakkabısına :) Hafif kabarık üzerinde küçük kurdelalarıyla sade denebilecek elbisesini çok beğenmiştik ama yağmurun yağması ve havanın serinlemesiyle küçük Gomez hırkasıyla gezmek zorunda kaldı, bacaklarındaki ince çorabı ayakkabısını kolaylıkla ayağından sıyırıp atmasını kolaylaştırınca da tekini kaybettik, baktık olmuyor çıkardık diğerinide :P
Tabiiki en güzel anlardan birisi de hediyeleri açmaktı :) Gelen her hediye birbirinden ayrı güzeldi. Tekrar teşekkür ediyoruz.
Uzun yoldan, kısa yoldan her nereden olursa gelen, kızımızın doğum gününü şenlendiren herkesi bir kez daha kucaklıyoruz.